Diyarı aşkta bir vapura oturdum Bilmem ki nereye gider bu yolculuk Ne zaman biter bu yolculuk Mekânsız, sınırsız, uzun bir yolculuk Gittikçe özlemimi artıran bir yolculuk Kavuşmanın olmadığı, acı bir yolculuk Ne zaman biter bu yolculuk Bilmem amma, galiba gözlerinde kayboldum.
Anlatımı olmayan Sensiz yaşanılmayan Seninle anlamlı olan Bir kavramdır aşk Çift taraflı olunca sevindiren Tek taraflı olunca üzdüren Karmaşık duygular içeren Bir duygudur aşk Bir kıvılcımla alevlenen Sevenin kalbini çevreleyen Kalp yanmaktan kül olunca sönen Bir ateştir aşk Bir damlasıyla dalgalar yaratan Dalgalarda seveni boğan İçinde sen olan Bir sudur aşk Sigaranın dumanında gözlerini Bulutlarda hayalimdeki resmini Ufuklarda beni bekleyen seni Gösteren bir seraptır aşk Her esişinde kokundan bir parça getiren Hortum olduğunda beni ordan oraya sürükleyen Girdap olduğunda beni içine çeken Bir rüzgardır aşk Her bakışımda gözlerimi kamaştıran Kalbimdeki soğukluğu ısıtan Senin gibi karanlık dünyamı aydınlatan Bir güneştir aşk Karanlık gecelerimin tek ışığı olan Parıltısıyla yıldızımı kendine taptıran Senin güzelliğinden başka karşılığı olmayan Bir aydır aşk Beni sana aşık eden Her yerde,her rüyamda seni gösteren Her şarkıda,her türküde seni...
yaprakları dökülüyor ağaçların, üşüyorum… duygularım karanlık, duygularım sensiz! eski coşkum yok! cansız kalp atışlarım, sönüyorum… bir volkan gibi… haykırıyorum, sesi çıkmıyor yüreğimin, bekliyorum… ümitsizce doğacak yeni güneşi, belki, yankılanacak bir telefon sesini… yalan olsa gerek! bir hayal diye düşünüyorum, yaşadığım bu düş perdesini… son sigaramı da yakıyorum, boş kalan pakete bakarak kendimce iç geçiriyorum olmasaydı böyle! bitmeseydi böyle! şimdi nerelerdeyim. defalarca okuyorum yazdıklarımı, yüreğim söylüyor yazacaklarımı seni anlatamıyorum bir türlü, anlatılamıyorsun… sığmıyorsun sayfalara, yüreğime de sığmadığın gibi taşıyorsun… seninle başlıyorum her yeni güne, seninle noktalıyorum. geceler tat vermiyor eskisi gibi ah o geceler! kahır dolu, üzerime üzerime geliyor, boğuluyorum… ve sabahlara kayboluyorum, derinden sensizliğimde… gözlerimi açtığımda yine aynı sahneler sen yoksun! Ben yerli yerimde… Olmasaydı böyle! Bitmeseydi böyle! Ben şimdi; güneşin gülen yüzüne aldanıp, çiçeğini erken açan sabah seherinde,kırağı düşünce...
İsmin dolandı dilime, parçaladın ciğerimi, derinden. Bir rüzgâr olsam da, kucaklasam seni, bedeninden. Bulut olup, sarsam seni, kaplasam her yerinden. Aşk sarhoşuyum, bulamıyorum yolumu, tut ellerimden. Sana olan duygularımın, tarifi henüz keşif edilmemiş. Seven hangi kalp, sevdiğini bulmadan serinletilmiş. Gözlerime mil çektin, dizlerimde derman yok, sokaklarda sefil. Aşk sarhoşuyum, bulamıyorum yolumu, tut ellerimden. Bir güneş olup ta doğsam, senin üzerinde, hiç gitmesem. Yıldız olup ta, gece seninle beraber geceyi geçirebilsem. Doyasıya baksam, o gözlerine, seni sevebilsem. Aşk sarhoşuyum, bulamıyorum yolumu, tut ellerimden. Dillerim sussa da, kalbim isyanda, feryat eder senin için. Sevgin konturülden çıktı, ben yanarım aşkın için. Akan vadiyi bağlasan, sönermi sandın? ahhhh benim içim. Aşk sarhoşuyum, bulamıyorum yolumu, tut ellerimden. Cemil, için, için ağlarsa, yerindedir, dinmez elbet ki feryadı. Gücüm yok ki, Ferhat gibi delemem ki sana koça...
bir elmada yarım yarım aşk yolunda adım adım bana benden daha yakın biri varki DOYAMADIM
Şu gökteki ay var ya Şu boktan şu yarım ay Bakarsan bakarsan bakarsan Bi tek sözüme bakıyor benim dolunay olmak için O bana bakıyor Ben ona. O bana bakıyor Ben ona, Hepimiz ama Hepimiz Hepimiz Bakıyoruz hep birbirimize bakıyoruz hep bakıyoruz ADAM olmak için hep Ay! Ay! Ay! O bana bakıyor Ben ona. O bana bakıyor Ben ona Canım yanarcasına Ne zaman Ama ne zaman olacak bu iş? Bakıyorum bakıyorum da aya Bakıyorum da ayın ayaklarına Yatırmışlar yine Ahmed’i falakaya
Romalılar aslanlara atarlarmış Hıristiyanları. O Hıristiyanlar ki Romalılardan daha dürüst, daha düzgün, daha uygar bir düzene inanmaktan başka suçları yoktu… Romalılar oyalamak için işsiz yığınlarını O zamanın gazetesi Ve Hürriyet’i olan Coliseum stadyomunda Aslanlara atarlarmış sen gibi ben gibi Mehmet Turgut gibi insanları O Mehmet Turgut ki İşsiz olmaktan başka suçu yoktu İşsiz parasız evsiz-barksız Ve aslanın kafesine girdiğini farketmeyecek kadar uykusuz… O Mehmet Turgut ki Libya’ya gitmek için sıra bekleyen bir Kunuri Aslanıydı Adana’nın Girne yolunda bir lunaparkta Buldular parçalanmış vücudunu… Sade Adana’nın Girne yolunda değil Roma’da da böyle Oyalamak için işsiz yığınlarını Ve belki de azalsın diye işsizlerin sayısı O zamanın gazetesi Ve Hürriyet’i olan Coliseum stadyomunda Aslanlara atarlardı sen gibi ben gibi Mehmet Turgut gibi insanları… Ama Ali adındaki O kendi de müebbete mahkum aslan Aslanlar akıllanıyorlar...
Sen çaldıkça Teodorakis Bir mor yağıyor üstüme… Dudaklarım öpüşmekten mosmor… Bir putum sanki ilahilerle Denize fırlatılmış Ve bir deniz yağıyor üstüme Bakma sen sevgili Teodorakis Açgözlü güvercinlerin didiştiklerine! Avluların o en çakırkeyiflisine Mısır daneleri gibi serpilmişler ama Mısır danesi değil ki bu adalar Ne de biz güverciniz… Sekerek o güneş güzeli çakılların üzerinden Çıplak ayaklarımızın su sesleriyle Birbirimize Ve kendimize Bilakis Sen çaldıkça Teodorakis Bir mor yağıyor üstüme









