>>>>10 ERKEK 1 KADIN >> >>>>>>11 kişi bir helikopterden sarkan halata asılıdırlar. > > > >>> > > >>>>>>10 erkek ve bir kadın. ip herkesi taşıyacak kadar >güçlü > > > >>> > > >>>>>>olmadığı > > > >>> > > >>>>>>için >>>> > >>>>>>içlerinden birinin ipi bırakması gerektiğine karar > > > > >>>>>>verirler. >>>> > >Yoksa > > > >>> > >>>>>>hep beraber düşecektirler. Bu kişinin kim olacağına >kara > > > >>> > > >>>>>>veremezler > > > >>> > > >>>>>>ama o anda kadın çok etkileyici bir konuşma yapar. > > > >>> > > >>>>>>Tamamen gönüllü olarak > > > > > >>>>>>ipi bırakabileceğini söyler.Çünkü bir kadın >>>> > >>>>>>olarak, kocası için, çocukları için ve aslında genelde >>>>erkekler > > > >>> > > >>>>>>için...
başlık: YENGEM ekrem güneşli - I- Emin, amcamın ölüsünü çobanlar, bir dere yata- ğında bulmuşlar. Göğsünden üç dom dom kurşunu çıkmış. Jandarma cipi, bizim evin önünde durdu, içinden bir Onbaşı dört de asker indi, kapıyı dövdü- ler, akşam ezanı okunuyordu. Babam, kapının önü- ne çıktı, dışarda ne konuştularsa, içeri girdiğinde yüzü kireç gibi bembeyazdı. Ayakta zor duruyordu. Fidan yengem, “kaynım cendermeler niye gelmiş?” dedi..Babam, “ne söyleyeceğimi bilemiyorum gelin !”dedi..”Başın sağolsun !” Camdan, bakıyor- dum. Jandarma cipi uzaklaştı. Fidan yengemin nutku tutulmuştu sanki, Evleneli altı ay olmuştu. Babamın yüzüne şaşkın şaşkın bakıyordu. “Kaynım, yoksa babamı mı vurmuşlar ?” dedi..Babam birden hönkürdü, “Aslan kardaşım ! Gitti, koç yiğidim gitti !” diye elini çenesine götüre- rek ,ne ayağa kalka bildi ne de konuşabildi. Fidan yengem, ” yoksa Emini’me mi birşey oldu kaynım !”...
Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz,minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece..O kadar yakındılar.. Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler.. Kız gülümsedi.. Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda.. Kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. Kız da gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar..”anladım” der gibi bir gülümseyişti bu… Delikanlı...
Sabah uyandığında midesinde bir yanmahisseti.Yanmanın nedeni akşam yedikleri değil,uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi.Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekdi.Aslında bunuyapmakda geç bilke kalmıştı. ‘Bitmeli dedi içinden’ ,Hergün bu tatsız uyanış bitmeli.Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden şekile giriyordu.Süratle giyinerek dışarı çıktı.Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu,şimdide bekletmemeliydi.İstanbul,soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yaşıyordu.Genç adam gök yüzüne bakarak iç geçirdi; ‘Bulutlar bizim yaşayacaklarımızı biliyor,onlar bile ağlıyor halimize’… BULUŞMA VAKTİ Artık Kadıköy iskelesindeydi.Birkaç dakikalık beklemeden sonra karşıdan kız arkadaşının geldiğini gördü.Şimdi midesindeki ağrı dahada artmıştı. Beşiktaş’a geçtiler.Yolculuk sırasında hiç konuşmadılar.Genç kız,sevgilisinin bu durgunlığuna anlam verememişti.Nereden bilecekdi bugünayrılık çanlarının çalacağını… Beşiktaş’a geldiklerinde bir cafede oturdular.Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendisine bişey söylemek istediğini.Bana bir şey mi söylemek istiyorsun’diye sordu.Genç adam,gölerini kaçırarak ‘Evet’ dedi.Genç kız heyecanlanmiştı,birazda sinirlenerek’Söylesene,ne diye bekliyorsun’ dedi.Genç adam içini çektikden sonra’Sence...
başlık :düğün gecesi ekrem güneşli Ahmet, elinde valizi şosede otobüsten inmişti, bundan sonra köyüne yayan gidecekti…Gökte yıldızlar, sanki gülüyordu delikanlıya, ne çok yıldız vardı, “askerlik bitti Dudu, çok şükür az sonra sana kavuşacağım !”diye geçirdi içinden. Yürüyordu yolu… Ekim ayının serin bir gecesiydi, bozkır ucu bucağı belli olmayan boz kır,önünde uzayıp gidi- yordu. Çocukluğu aklına geldi birden, yaz geceleri anası ile babası odalarında yatarken, o kız kardeşleri ile damda yatardı. Yer yataklarında gece yarılarına kadar kikir kikir gülerek, kendi ara- larında şakalaşırlardı…En ilginci de gökteki, yıldızı aralarında paylaşırlardı…Ahmet, sabaha karşı görünen en parlak yıldız olan demir kazık “çoban yıldızını severdi” … Yolun kenarında, biçilen ekin tarlaları görünü yordu…Harman sonu, düğün gününü kararlaştırmış- lardı, Dudu’nun babası ile kendi babası. Babası, “Sağılacakla teskereni al gel, düğününü yapalım oğlum!”diye mektup yazmıştı. Trene biner-...
Kırmızı başlıklı kız bir gün annannesine yiyecek götürüyomuş giderken oduncu amcayla karşılaşmış oduncu amca şöyle söylemiş aman kızım sakın ormanın ordan geçme demiş sonra kırmızı başlıklı kız oduncunun söylediklerini duymamazlıktan gelmiş ve ormanın ordan geçmiş birden kurt çok açmış ki kırmızı başlıklı kızı bile bir lokmada yiyebilirmiş hemen yola koyuluş ve kırmızı başlıklı kızın yanına gelmiş nereye gidiyosun güzel kız demiş kırmızı başlıklı kızda cevap vermiş.Anannemin oraya gidiyorum deyin kurt hemen hızlı hızlı koşmuş ve kırmızı başlıklı kızdan önce varmış kurt kapıyı tıklamış kırmızı başlıklı kızın anannesi kim o diye söylemiş kurt benim ananneciğim demiş ve hemen kırmızı başlıklı kızın anannesini yutmuş anannenin gölüğünü, kıyafetini giymiş kırmızı başlıklı kız anannesinin evine gelmeyi başarmış kırmızı başlıklı kız kapıyı tıkladığında kurt hemenkim o diye kısık sesle konuşur benim ananneciğim der kurt gir...
Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği ikikatlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı..Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi.. gölgeyi sever menekşelerderdi..Oysa ögretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara .Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı.Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi , her bitki güneşi severken,onlar nedengölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu Hande…Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler bu yüzden bu kadar güzeldi.Herkesden farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı.Daha o yıllarda farklı olmak için uğras vermeye başladı. ilk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği Hacer’in yanına oturmak istiyorum ögretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi....
Karagöz’e Mısır’daki amcasından bir sandık altın miras kalır. Bunun üzerine Karagöz yakın arkadaşı Hacivat ile beraber bir ticaret gemisine binip Mısır’a giderler. Miras işlemlerini hallettikten sonra yine bir ticaret gemisine binip geri dönerler. Ama Marmara Denizi’nde kürekçilerin isyanı sırasında su alan gemiden yolcular kayıklara binerek kurtulurlar. Karagöz ile Hacivat altın dolu sandıkla Mudanya kıyılarına, bindikleri kayıkla ulaşırlar ama sahilde konuşmaya daldıklarından iskeleye iyi bağlamadıkları kayık dalgalara kapılır ve gözden kaybolur. Daha sonra bir at arabasına binerler ve Bursa’daki evlerine dönerler. Bırak bir sandık altını ceplerindeki para da bitmiştir. İş bulup çalışarak para kazanmaları gereklidir ama nasıl bir iş? Onlar aralarında bu konuyu konuşurken tatlı bir sohbete dalarlar. Giderek sohbet koyulaşır, şakalaşmalar artar. Karagöz: “ Sence nasıl bir iş tutayım Hacivat. Ama tutacağım iş de az emek harcayıp çok para kazanayım....









