Kırmızı çoraplı küçük bir kız hatırlıyorum.Babasıyla el ele tutuşmuş okula gidiyor.Fakat ne çantası ne de okul önlüğü var bu küçük kızın.Ayrıntıları hafızamdan silinmiş bir etek ve etek altında uzun kırmızı çoraplar…Küçük kız okula kayıt olmaya gidiyor.O güne kadar görmediği ama herkesten işittiği okul…Acaba nasıl bir şeydi küçük kızın hayalinde.Babası,”okula gidince bir çok arkadaşın olacak”demişti.Okula gitmeden önce küçük kıza babası,üzerinde Atatürk resmi olan bir alfabe kitabı almıştı.Kalemleri,defterleri,kitapları vardı küçük kızın.Okul çantası,okul önlüğü hepsi hazırdı.Okul deyince küçük kızın hayalinde işte böyle bir resim çizilirdi.İsimleri Ayşe,Fatma,Ali,Ahmet olan arkadaşlar,üzerinde Atatürk resmi olan kitaplar,kenarları kırmızı kalemle çizilmiş defterler,rengarenk kalemler…Haftanın ilk günü,bir pazartesi sabahı okullar açıldı.Annesiyle beraber sınıfa girdi küçük kız.Hayalindeki resimde bir eksiklik vardı.Öğretmen…Ayakta duruyor,ellerini sınıf defterinin olduğu masaya dayamış yoklama yapıyordu.küçük kız onu da ekledi hayalindeki resme ve yoklama bitti.Anneler çocuklarını bırakıp gittiler.Öğretmen adını...
Yavaş yavaş tırmanıyordu merdivenleri.Birazdan sağa dönüp sınıfa girecekti.Anlamsız bir güne daha başlıyordu.Kapıdan seyredildi bir sürü liseli.Sınıf aynı sınıf,sıralar aynı sıralar.Değişecek bir şey vardı,o da LİSELİ KIZ’ın ümitleri!!!Bir kaç gün öncesi saklandı gözlerine.Her zaman ki igbi camdan bakıyordu,okulun kapısının çiftlerini ezberlemişti,ne olmuştuda gelmemişti SEVDİĞİ.Oysa her zaman ki gibi söz vermişti.Çıkış zili çaldığında son kez baktı kapıya ama boşunaydı gelmemişti .Her zaman ki gibi neşesinden uzaktı.Ağır ağır inmişti merdivenleri belki işi çıkmıştı,belki geç kalmıştı tesellilerle kendini avuturken mahalleye gelmişti…Fakat o da ne!!!Neydi bu sevdiğinin kapısının önünde ki kalabalık…!!!Neden ağlıyordu herkes bi anlam veremiyordu LİSELİ KIZ…Dayanamadı yolda ağlayan bir çocuğa sordu…Birden elinde ki kitapları yere düştü…Gözleri kararıyordu,bir ağaç fidanı gibi yere yığıldı kaldıkaldı LİSELİ KIZ…Konuşmak istiyordu,birden hıçkırıklarla ağlamaya başladı…Kimse anlam veremiyordu neden ağladığına…SEVDİĞİNE AĞLIYORDU LİSELİ KIZ…Genç yaşta toprak olan sevdiğine ağlıyordu.Sonra okula geldi,sınıf...
Bir gün adam oğluna sormuş oğlum demiş, dünyada en tatlı şey nedir? - Çocuk da hemen saymaya başlamış; şeker, bal, reçel… - Babası demiş onlar değil oğlum ”dünyada en tatlı şey amdır” demiş. - Çocuk hemen sormuş ”am” nedir baba!! - Adam kara kara düşünmeye başlamış nasıl öğretecek diye. - Evden çıkıp kahveye gitmiş. Kahvede çok samimi bir arkadaşına rastlamış ve durumu adama anlatmış. -Sen merak etme demiş adam ben hallederim, çocuğu benim yukarıdaki mandrama gönder ve gerisini merak etme demiş. Adam da tamam deyip çocuğu arkadaşının mandrasına gönderir: Çocuk babasının arkadaşının yanına gider kim oldugunu söyler, - Adam da bunun üzerine babasının çocuğa sorduğu soruyu tekrar sorar; - Çocuk yine aynı cevabı verir şeker, bal ve reçel… - Adam hemen onlar değil der, en tatlı şey ”am”dır deyip çocuğa...
Bir bayan tv muhabiri bir çiftci ile DELİDANA hastaliginin sebebini araştırmak uzere roportaj yapıyordu. -İyi günler bayım, biz burada DELİDANA hastaliginin sebebi hakkinda bilgi toplamak için bulunuyoruz. -Hastaliga neyin sebep olduğu hakkında bir fikriniz var mı? -Çiftci bayan muhabiri süzdü ve dedi ki; -Şimdi bak hanım kızım; biz boğayı ineği her sene bir kere salarız -Pardon salmak’ tan kastınız ? -Nasıl deyim yani, boğa ineğe senede bi kere atlar -Muhabir bayan (utanarak) ; -Tamam bayim tamam, ama bu olayla DELİDANA hastaligi arasindaki iliski nedir ? -Çiftci devam eder ; -Hanım kızım; biz ineği sabah akşam gunde 2 kere sagariz -Bayım ben size DELİDANA hastalığının sebebinin ne olabileceğini soruyorum, siz bana neyi anlatıyorsunuz ? -Şuraya varacam kızım; -Düşünki hergun sabah akşam senin meme uclarinla oynuyorlar, ama sana yilda 1 kere atlıyorlar!...
10 kişiyi öldürmekten ömür boyu hapis mahkumu olan adam hapisten kaçar. Kaçarken önüne çıkan bir eve girer ve yataklarında uyumakta olan bir çifti esir alır. Adamı bir sandalyeye, kadını da yatağa bağlar. Bir an etrafına bakınıp kadının üstüne atlar ve boynunu öpmeye başlar. Aradan bir dakika bile geçmez, mahkum yeniden ayağa fırlar ve odayı terkeder. Bunun üzerine adam karısıyla konuşmaya başlar: – “Sevgilim, bu adam yıllardır kadın görmemiş. Boynunu nasıl öptüğünü gördüm. Sanırım geri gelince seninle birlikte olmak isteyecektir. Aman ne derse yap, onu sinirlendirme, sadece memnun olmasını sağla ki burdan sağ çıkabilelim. Unutma ki hayatımız buna bağlı. Dayanıklı ol ve unutma, seni seviyorum!” Kadın bu sözler üzerine gülümser ve sakince konuşur: – “Haklısın sevgilim bu adam yıllardır kadın görmemiş ama o sırada benim boynumu öpmüyor, kulağıma senin çok yakışıklı...
Ceyn ormanda Tarzan’la ilk karsılaştıgında ondan cok etkilenir ve yaşamını sürdürüş şekli üzerine uzun bir sohbete dalar. Sonunda konu cinselliğe gelir ve Ceyn sorar: - “Peki,seks konusunu nasıl hallediyorsun?” Tarzan; - “Seks, ne olmak?” der. Bunun uzerine Ceyn detayli bir şekilde anlatır. Tarzan: - “Haaa”,der Tarzan, “ben ağac deliği kullanmak.” Ceyn, bunun yanliş olduğunu söyler ve zaten etkilendiği Tarzan’a dogrusunu göstermek için soyunur. Çırılçıplak kalinca yere uzanır, bacaklarını ayırır ve: - “O iş için doğru yer burasıdır, Tarzan.” der. Tarzan da soyunur,Ceyn’e yaklaşır ve Ceyn’in orasına korkunç bir tekme atar. Ceyn acıyla fırlar, dakikalarca inler. Sakinleştikten sonra sinirle Tarzan’a döner ve sorar: - “Neden yaptın bunu Tarzan??” - “Tarzan kontrol etmek; içerde arı var mı??”
Yeni evli iki çift gerdek gecesi sevişmek için hazırlanırken kadın birden eşine -Yapamayacağım, der. Eşi sebebini sorduğunda -Bu papağan bana bakarken rahat davranamıyorum, yanıtını verir. Bunun üzerine adam papağana doğru yönelir. Papağana - Şimdi arkanı dön. Eğer bizim tarafa dönecek olursan senin ananı *ikerim, der. Bunun üzerine papağan arkasını döner. Karı kocanın işi biter, sabah olur. Papağanın arkası hala dönüktür. Çift ise balayına gitmek için valizlerini toplamaya başlarlar. Fakat son bir parça valize sığmamaktadır. İçeride şu diyalog geçer: - “İttir ittir…” - “Olmuyor ittiriyorum.” - “Biraz daha zorla, girdi girecek.” - “Dayanamayacağım, gücüm kalmadı.” - “Ha gayret, sık dişini, az kaldı giriyor.” - “Yok bu böyle olmayacak.Ben en iyisi gardolabın üstüne çıkıp oradan atlayiim, belki o zaman girer.” Bunun üzerine papağan arkasını dönerek - “Valla diil anamı, sülalemi mikseniz bu...
Amerikalı milyoner bir bayan, genç ve yakışıklı avukatını yanına çağırır ve der ki: - Artık yetmiş yaşına geldim ve biliyorum ki artık bu dünyada misafirim. Bugün yarın demeye kalmaz ruhu teslim ederiz… Onun içindir ki sana vasiyetimi yazdırmak istiyorum.Avukatı da: - Tabi hanımefendi, diyerek hemen kağıt ve kaleme sarılır. Kadın başlar saymaya… -Benim bildiğin gibi hiç kimsem yok.bugüne kadar hep tek başıma mücadele ettim ve çalışmaktan ince işlere bile zamanım olmadı.Kendimi bildim bileli iş hayatının içindeyim.Sadece iki dileğim olacak.Biliyorsun servetimin tamamı 100 milyon dolar.Bana öldüğümde 99 milyon dolar harcanarak öyle görkemli bir cenaze töreni hazırlansın ve yapılsın ki; bütün ülke bunu günlerce konuşulsun der.Avukat: - Evet efendim anladım, der ve “İkinci dileğiniz ne” diye sorar.Yaşlı ve zengin kadın biraz utanarak biraz da sıkılarak genç ve yakışıklı avukatına: - Bugüne kadar...









